ROMA GEZİLECEK YERLER 2

Görsel Posted on Updated on

 VILLA BORGHESE MÜZESİ

Villa Borghese Müzesi
Villa Borghese Müzesi

Vatikan’ın büyülü ve eşsiz atmosferinden sonra ki günümüzde ilk olarak muhteşem bir parkın içinde ki  Villa Borghese Müzesini  ziyaret ediyoruz. Buraya gelebilmek için Metro -A hattında ki Barberini durağında inmeniz gerekiyor ve müze girişi için internetten http://www.ticketsrome.com/en) sitesinden önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Eğer kapıda bilet alırım nasılsa diye düşünüyorsanız , büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz çünkü genel olarak rezervasyonlar iki üç gün sonrasına kadar dolu oluyor.

BARBERİNİ MEYDANI / BERNİNİ TARAFINDAN YAPILAN ÇEŞME

Roma  birinci bölümde de  yazdığım gibi,  matruşka bebek edasında bir şehir olduğu için; indiğiniz her durak, yürüdüğünüz her yol ayrı bir sanat eseri veya bir hikaye barındırıyor içinde. Eğer vaktiniz varsa  bu meydanı ve Barberini Sarayını  mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Meşhur Barberini Ailesi 17. yy ‘da  Vatikan’ı ve Roma’yı yönetmiş. Etrafta sürekli göreceğiniz arımı sinek mi olduğunu tam kavrayamadığınız aslında arı olan bu semboller  aile tarafından kendi aile armaların da  kullanılmıştır.

Meydanın çaprazında kalan ağaçlık olan caddeyi takip etmeniz gerekiyor hafif yukarı dönen bir kıvrımla  sokağın bitiminde ki dört yol ağzı sizi şehrin ortasındaki içinde Villa Borghese Müzesinin’ de bulunduğu meşhur parka getirecek. Girişinde surlar ve kemerler  olan bu park biraz nefes alıp dinlenmek için harika bir yer. Göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz veya etrafta spor yapan ya da koşan insanların yerine kendinizi koyup hayaller dünyasına dalabilirsiniz.

Müzeyi gezmek için 2 saat zaman tanıyorlar ve içeri gruplar halinde alıyorlar. İçerde eşsiz heykeller resimler ve tabi ki duvar süslemeleri bulunuyor. Caravaggio, Bernini ve daha birçok ünlü ressam ve heykeltıraşın  koleksiyonlarını görme imkanına sahip olacaksınız. İçeriye fotoğraf makinesi ve kamera alınmıyor ne yazık ki.

Villa Borghese parkı girişi
Villa Borghese parkı girişi

Yeni istikamet Colesseo…

KOLEZYUM (COLOSSEO)

Barberini durağından  hızlı adımlarla metroya binip B-Mavi hatta geçmeniz gerekiyor(REBIBBIA -LAURENTİNA).  Bu hat üzerinde ki ineceğimiz istasyon Colesseo yani Kolezyum . Metrodan inip dışarı çıkar çıkmaz sizi bu tarihi yapı karşılıyor. Roma ‘da beni en çok şaşırtan şeylerden biri de buydu tarihi olan tüm yapılar bir şekilde günümüze kadar şehir merkezi olarak korunmuş ve mecburi değişimler haricinde yeniye dair her şey bu yapılardan uzak tutulmuş . Yani ulaşmanız çok kolay metro var ama indiğiniz yer yine bir tarihi alan ve modern dünyadan rahatsız edici hiç bir şey yok. Bizde olsa yanına sağına soluna kaç alışveriş merkezi yapılırdı acaba! diye  düşünmeden edemiyor insan …

İmparatorların burada biraz kendilerini; biraz da halkı eğlendirmek için gösteriler düzenlediği, Gladyatör savaşlarının yapıldığı, mitolojik savaşların tekrar canlandırıldığı tarihi  bir arenadır.   Dünyanın Yeni Yedi Harikasından  biridir. Tabi  bunun bir diğer nedeni de dünyada ki en büyük amfi tiyatro olmasındandır. Roma imparatorlarından Marcus Ulpius Nerva Traianus  daha çok ( Trajan ) adıyla bilinir. Roma’nın neredeyse en büyük sınırlarına ulaştığı bu imparator döneminde, Roma’da  bir Gladyatör festivali düzenlenir.  Bu festivalde 11.000’e yakın insan, 10.000’e yakında hayvan öldürüldüğü anlatılır.  Bu etkinlikler 5 milyona yakın kişi tarafından izlenmiş. Bu kadar çok insanın ve hayvanın can verdiği bir tarihi eseri gezmek ruhunuzda kısmen de olsa travma yaratıyor ve bunca yıla meydan okurcasına dimdik duruşu gezerken insanda tuhaf duygular uyandırıyor. Kentin ebediliğinin en iyi kanıtı olduğunu hissettiriyor bu arena insana. Bir inanışa göre Kolezyum yıkıldığında Roma, Roma yıkıldığında dünya yıkılacakmış….

Hemen yakınında göreceğiniz kemerli kapı şeklindeki yapı ise Arch of Constantine (Konstantin Takı ). Bunlar Roma mimarisinde sıklıkla karşılaşılan  zaferlerde ki geçidi düzenlemek için yapılan bir çeşit başarı sembolü kapılardır Zafer Takı olarak da adlandırılırlar.

Burada unutulmaması gereken şeylerin başında tarihi yapıya yazı yazmanın ya da zarar vermenin gerçekten çok ciddi bir cezası olduğu dur. Ayrıca Roma Pass kartınız varsa burada devreye giriyor ve hiçbir ücret ödemeden kuyrukta bekleyen yüzlerce insanı geride bırakarak içeri girmenizi sağlıyor.

VENEDİK MEYDANI (PİAZZA VENEZİA) 

Kent merkezini gezerken bence en iyi başlangıç noktalarından birisi bu meydan. Bu meydanda :

Plazzo Venezia Müzesi ,Vıttorio Emanuele II  Anıtı , Altare Della Patria (Meçhul Asker Anıtı) bulunmaktadır.

Başlangıçta meydanda sizi karşılayacak olan bu bembeyaz, tamamı mermerden oluşan  sütunların üzerine inşa edilmiş  devasa büyüklükteki bina sizi oldukça fazla etkileyecektir. Yapımına 1885’te başlanan bu anıt İtalya’nın birliğini kutlamak için yeni ulusun ilk kralına  armağan edilmiş, II. Vittorio Emanuele‘yi onurlandırmak için yapılmıştır. Yapının, benim en etkileyici bulduğum kısmı ise bu büyük mermer anıtın en üst sağ ve sol köşelerine konulan Tanrıça Victoria’nın at arabasının üzerinde olduğu dörder at heykeli bulunmaktadır. Tanrıça Vıctoria aslında bizim amblemini çok yakından bildiğimiz bir spor ayakkabı markası olan ( Nike) tır. Yunan mitolojisinde Nike tanrıçasının Roma mitolojisindeki karşılığıdır Victoria. Tabi ki bu tanrıçanın özellikleri sizinde tahmin edebileceğiniz gibi çok hızlı koşabilmek ve uçma yeteneğine sahip olmaktır. İnternet’ten resmine bakınca sembolü çok net fark edeceksiniz. Tepesinde ki seyir terası sizin için harika şehir manzarasını sunacaktır.  Alt kısmında bulunan Altare Della Patria (Meçhul Asker Anıtı) İtalya’nın Birinci Dünya Savaşını kapsayan asker anıtıdır. İçinde bir kafe, kitabevi ve önemli sergilerin yer aldığı bir müze vardır; eğer isterseniz bu müzeyi de  ziyaret edebilirsiniz.

 

VITTORIO EMANUELE II ANITI
VITTORIO EMANUELE II ANITI
SAĞDAKİ BİNA VENEDİK SARAYI
SAĞDAKİ BİNA VENEDİK SARAYI

  VENEDİK SARAYI (PLAZZO VENEZİA)

DSC_0253Meydana yüzünüz dönükken sağ tarafınızdaki  bina bu güzel eşyalarla dolu  saraydır. Eğer Roma Pass  aldıysanız burayı ücretsiz gezebilirsiniz, tabiki iki müze sınırı dahilinde. Bu müze şimdiye kadar gezdiğiniz müzelerden biraz daha farklı olarak Venedik ve Rönesans dönemi mobilyalarının ve dekoratif sanat eserlerinin bulunduğu bence çok keyifle gezilecek bir müze. Benim dakikalarca baktığım portreler ve her tarafı işlemeler ve  çiçeklerle dolu olan elde  boyanmış piyanolar vardı. Dinlenmek için avludan arka bahçeye çıktığınızda huzur veren bir görüntüyle karşılaşacaksınız.

Bu meydan bütün otobüslerin içinden geçtiği bir geçiş alanı aslında biz yorgunluktan bitmiş halde meydanda uzun bir müddet otobüs bekledikten sonra beklediğimiz otobüsün duraktan geçmediğini düşünüp biraz yürümeye karar verdik . Vittorio Emanuele anıtının  (karşıdan bakarken) sağ tarafına doğru devam ettiğinizde önünüze çıkan merdivenleri kesinlikle takip etmelisiniz.

 CAPİTOLİNO TEPESİ

DSC_0281

Meraklı adımlarla çıkacağınız bu merdivenlerin başında sizleri heybetleriyle büyüleyecek  Zeus’un Leda’dan olan ikiz çocukları olan Castor ve Pollux  heykelleri karşılar. Yukarı çıktığınızda göreceğiniz bu harika meydan,  Mıchelangelo  tarafından düzenlenmiştir. Bakarken şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Atlıların atlarından inmeden yukarıya kadar çıkabilmeleri için basamaklar sıradan merdiven basamağı gibi değilde geniş tutularak inşa edilmiştir.  Mıchelangelo  Meydanın tam ortasına Marcus Aurelius’un İS 2. yüzyıldan kalma muhteşem bronz heykelini  diktirmiştir. Bugün meydanda göreceğiniz bu heykelin gerçeği aslında Plazza Nuovo’dadır.   Bu bronz heykelin arkasında göreceğiniz bina ise  Capitolini Müzesi’dir. Müzenin önünde sağ tarafta ki heykelde Roma’nın simgesi haline gelen Dişi Kurt heykeli de bulunmaktadır. Bu heykelde betimlenen ise Roma’nın kurucusu olduğu düşünülen Romulus ile Romus kardeşlerin   bir mağarada dişi bir kurt tarafından emzirilerek büyütülmesidir..

Müzenin sağ yanında iki binayı birbirine bağlayan dar fakat yüksek girişli bir kemer göreceksiniz birazda arka avluya açılan kapı gibi görünüyor . Otobüs beklerken aaaa acaba burada ne varmış diye başlayan maceramızın en can alıcı sahnesi işte tamda burasıydı . Arkadaşım Eylem biraz yürüdü ve yanda bir DSC_0295tabela olduğunu Dünya mirasını göreceğimizi ve bunun için buranın kuralları olduğunu ve buraya saygı duymamız gerektiği gibi bir yazı okuduğunu söyleyerek beni yanına çağırdı. Bu yazı bizi daha da heyecanlandırdı ve şaşırttı hafif loş geçişi yürümeye devam ettikten sonra geniş bir balkona aslında seyir terasına çıktık. Bu sahnede gerçekten bizim gibi ağızları açık onlarca turisti hayal edebilirsiniz . Karşınızda tüm gerçekliğiyle ve canlılığıyla duran Roma Forumu’nu göreceksiniz. Bu teras meğerse bizim farkında olmadan keşfettiğimiz Forumun en güzel manzarasını sunan seyir terasıymış. Fotoğraf çekmekle ilgileniyorsanız veya gerçekten tarih sizin vazgeçilmeziniz ise burayı kesinlikle görmelisiniz.Bu fotoğrafların  hayatınızın sonuna kadar çektiğiniz en değerli fotoğraflar arsında kalacağına eminim.

 

 

ROMA FORUMU

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu forum Roma Halkının içinde yaşadığı kentsel bir alandır. Ticaretin, ibadetin hatta günümüzdeki adalet sisteminin başlangıcı sayılan  Roma Hukuk’unun  merkezi sayılır. İçerisinde tapınaklar, bazilikalar, kemerler, sütunlar ve bir sürü binalar göreceksiniz. Çoğu yıkılmış olmasına rağmen kalan kalıntılardan Roma’nın yaşadığı ihtişamlı dönemini  ve kutsallığını görebilirsiniz. Forum imparatorlar zamanında görülmemiş bir görkeme erişmiştir. İçeriye giriş ücretli değildir girip devrilen mermer sütunların arasında gezebilir tarihin nasıl bu denli canlı kalabildiğine tanıklık edebilirsiniz. Etrafta o dönemde Roma için ve Akdeniz’in refahı açısından kutsal sayılan üç bitki (asma, zeytin ve incir )bulunduğu yazılırmış.

PALATİNO TEPESİ

Forumun bir ucundan çıkan bir yokuş sizi forumdan neredeyse 40 metre yükseklikte bulunan bu tepeye çıkaracaktır. yukarıda küçük bir müzesi de bulunan bu alan Roma’nın yedi tepesinden en merkezde olanıdır. Burayı daha çok zengin roma aileleri ikametgahları olarak kullanmışlar manzarayı görünce nasıl bir hayat yaşadıklarına daha iyi karar verebilirsiniz. Platino tepesinin kutsal sayılmasının bir başka nedeni de  yukarıda da bahsettiğim gibi Romus ve Romulus kardeşlerin dişi bir kurt tarafından bulunarak büyütüldüğü düşünülen tepedir yani Roma’nın köklerinin burada olduğu düşünülmektedir. Palatino Tepesi ve Roma Forumu Rönesans döneminde ki mimarlar tarafından neredeyse yağmalanmış; sökülen sütunlar , mermerler parçalara ayrılarak yapılan yapıların inşasında kullanılmıştır.

PANTHEON

Tanrılar tapınağı da denen bu anıt Pagan dönemden kalmış bir yapıdır. 7. yüzyılda binanın çok güzel olmasından dolayı Katolik kilisesine  çevrilmiş ve yıkılmaktan kurtulmuştur.  Günümüze kadar çok iyi korunmuş olması  ve mimari özelliği nedeniyle çok çok önemli bir yapıttır. Mimari derslerinde  kubbeli yapılarda , neredeyse ilk beş mimari eser arasında sayılır.  Binanın tepesinde bulunan kubbe 43 metre çapındadır (yüksekliğine tamı tamına eşittir) .Roma mimarisinde Kubbeler aslında güç ve ihtişam göstergesi olarak kullanılmıştır .Bu yapı aslında Romalıların zekasını ve inşa becerisinin ne kadar gelişmiş ve üstün olduğunun da bir göstergesidir. En üstte Çapı 9 metre olan bir delik tüm binanın dışarıyla olan tek penceresidir. Ve tüm binanın aydınlatması bu ışık sayesinde sağlanmıştır. Bu binanın en unutulmaması gereken detayı  ise; binanın dış duvarlarının kalınlığının 6 metre olmasıdır. Duvarların  bu kadar kalın olması  taşıyıcı sistem olarak görev almış ve bir kemer desteğine ihtiyaç kalmaması  nedeniyle kubbenin  yıkılmadan ayakta kalabilmesini sağlamıştır. Pantheon girişi ücretsizdir ve eğer yürüyerek geziyorsanız elinizde ki haritadan Piazza Navona  meydanı yönüne doğru ilerlemeniz gerekmektedir.

TREVİ ÇEŞMESİ(FONTANA Dİ TREVİ)

Küçük bir meydanda bulunan  büyük ve orantısız görünen bu çeşme beni oldukça şaşırttı aslında . Daha çok bir tiyatronun sahne dekoru gibi görünüyor insana. Resimlerden ve internetten araştırırken hep daha büyük bir alan gibi hayal etmişim nedense .  Dünyada ki en ünlü çeşmelerden biridir bizdeki adıyla meşhur Aşk Çeşmesi . Barok tarzında süslenmiştir. Çeşme de ; iki kanatlı bir deniz atının çektiği, üzerinde bir deniz kabuğuna binmiş dev bir  Tanrı Neptün(Poseıdon) vardır . Yanlardaki iki heykelden şaha kalkmış at denizin hırçınlığını , sakin olan ise dinginliğini sembolize etmektedir.   Roman Holiday ve La Dolce  Vıta filmlerinin bazı sahneleri burada çekilmiştir izlemediyseniz izlemenizi kesinlikle öneririm. Artık bir seramoniye dönüşmüş havuza bozuk para atma deneyimini sizde yaşamadan gelmeyin bunun için yanınızda bozukluk götürmeyi unutmayın .

İSPANYOL MERDİVENLERİ (SPANİSH STEPS)

Spagna meydanında yer alan  etrafında kentin en pahallı mağazalarının ve lüks otellerin  bulunduğu bu bölge, biz turistler için çok büyük bir cazibe merkezidir. Aslında Trinita dei Monti Kilisesiyle  Spagna Meydanını  birbirine bağlaması için yapılan 135 basamaktan oluşan kelebek şeklinde dizayn edilen merdivenlerdir. Merdivenlerin önünde ‘ Barcaccia ‘ adıyla bilinen ve batık bir gemi şeklinde gördüğünüz mermer  bir çeşmede bulunmaktadır. Tahmin edeceğiniz gibi kalabalık ve oturan insanların neredeyse gün içerisinde tıklım tıklım doldurduğu bu meydanı sakin zamanda resimlemek için ya sabahın çok erken saatlerini yada geceyarısından sonra ki bir zamanı tercih etmelisiniz. Biz burayı hem gündüz; hem de gece kimsecikler yokken ziyaret ettik . Gecenin sessizliğinde ışıklandırılmış hali bence buranın gerçek büyüsünü kanıtlayan resimdi.

Bütün yolların Roma’ya çıktığı gerçekliğini   genelde insan oteline dönüp uzandığında ayaklarında ki ağrıdan sonra daha net kavrıyor. Gezmekle bitirilecek gibi değil aslında bu şehir. Eğer kısıtlı gün sayınız varsa bir kaç saatinizi bile boşa geçirme şansınız olmayacaktır, bunun için şehre gelirken gerçekten iyi bir plan yapmış olmalısınız.   Roma başlı başına bir tatil olarak planlanmalı bence .Çünkü içinde; tarih, sanat, mimari ve bunun gibi çok done barındırıyor. Modern bir Avrupa başkenti görüntüsünün yanında eşi benzeri olmayan kültürel bir mirasta taşıyor aslında. Hayatla ilgili görüşünüzü değiştiriyor  Roma. Belkide sanat anlayışınızı bile değiştiriyor baktığınız her şey. Çok büyük eserlerin içinde gizli kalmış muhteşem sadelikler , binalarda ki estetik anlayışı , yapılan her şeyin insanlığa hizmet ediyor ve hep daha güzelinin daha estetiğinin yapılmaya çalışılmış olma kaygısı insanı büyülüyor.

Batıyı kavrıyor insan gerçek Batıyı ….

ROMA’DA SEVGİLİLER GÜNÜ YAZISINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

BİRLİKTE YOL ALALIM****

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s