marina-abramovic

Değişime inanmak,

Dönüşüme inanmak,

İnsana inanmak.

Ve ……

Yerle bir olmak.

Ted Platformu konuşmaları içerisinde, sizi oturduğunuz koltuğa çarpacak, dinlerken kalbinizi sıkıştıracak ve belki de tüm hayatınızı baştan sona sorgulatacak kadar etkileyici bir konuşmadır; Marina Abramovic konuşması. Ted konuşmasını dinlemeye gelen bir salon dolusu izleyiciye, sanat hayatı boyunca yaptığı sahne performanslarının en çarpıcı olanlarını, en basit haliyle anlatır.

1974 yılında, Dünya’nın bir yerinde ki, bir sanat galerisinde, 23 yaşında bir genç kız vardı. Bu galerinin ortasında bir masa, masanın üzerinde 76 obje diye başlar konuşmasına,

Bu objeler zevk ve acı içindi diye de devam eder Marina.

Su, kalem, güller, manto, jilet, bıçak, tabanca, kurşun, çekiç ….

6 saat sürecek bu performansın talimatlarının yazılı olduğu bir de kağıt vardır masada. Talimatta, ben bir objeyim, masada duran her şeyi üzerimde kullanabilirsiniz, bunun tüm sorumluluğunu alıyorum öldürseniz bile; diye yazmaktadır. Ve 6 saat süren performans başlar.

Kamera bir anda Ted dinleyicilerine döner. Karanlıkta koltuklarında oturan bütün izleyicilerin gözleri bağlıdır ve sadece Marina’nın titreyen sesi yankılanmaktadır etrafta. Marina, konuşmasına gözleri ıslak devam eder ve performansın ilerleyen saatlerinde yaşadıklarını Ted seyircisine anlatmaya başlar.

  • Rhythm-0

Performansı sırasında izleyenlerden biri önce bir bardak suyu içirir, sonra birisi gülü uzatır ve kısa bir zaman sonunda makası alıp giysilerini keser başka biri. Bir anda bütün refleksler ve davranışlar değişir. Gülün dikenlerini karnına sürüp derisini kanatanlar, jiletle boynunu kesenler ve kanını içenler, taciz edenler, ve eline silahı alıp Marina’ya doğrultmak için kavga edenlerle dolar ortalık. 6 saat sonunda birisi tabancayı eline alıp şakağına doğrulttuğu anda, galeri sahibi gelir ve “gösteri bitti” der.

Performansın sonunda, Marina kan revan içinde, darmadağın bir halde performansı izleyenlerin üzerine yürür. Ve yaptıklarıyla yüzleşemeyen insanların, kendi yarattıkları vahşetten nasıl koşarak uzaklaştıklarını ve kaçtığını anlatır.

Göz bantlarınızı çıkarın der Ted seyircisine. Dehşet ve şaşkınlık içindeki seyirciler koltuklarına çakılmış gibi darmadağın olurlar. Performans Sanatı dünyasına hoş geldiniz der Marina.

Tüm insanların ortak korkuları vardır ve ben bu korkularınızı özgürleştirmek için bedenimi kullanıyorum. Yani ben bir aynayım; sizin aynadaki yansımanızım.

Bir performans sanatından daha çok; toplumsal bir deneye dönüşen bu olay, birbirinden cesaret alan insanların içlerindeki kötülüğü nasıl kolaylıkla su yüzüne çıkardıklarının göstergesidir.

Hayatı sanatla anlatmanın en kışkırtıcı yöntemlerini kullanır Marina Abramovic. Konuşmanın ilerleyen kısımlarında, ortak performanslar sergilediği ,sevgilisi Ulay ile olan aşklarını ve ayrılış hikayesini anlatır. Ulay ile 12 yıl süren bir aşk yaşarlar. Ulay’da kendisi gibi performans sanatçısıdır. Çiftin en çok istediği şey Çin Seddi’nde bir performans sergilemek ve evlenmektir. Yıllarca Çin Devleti’nden bu performansın izinlerini almaya çalışırlar ama zaman aşklarına ihanet eder ve Ulay’ın başka bir kadınla olan ilişkisi açığa çıkar. Kadın hamiledir ve yapılacak tek şey vardır. Ayrılmak…..

Sonunda evlenmeyi düşündükleri bu performans, onların ayrılık performansına dönüşür. 1988 yılında bütün izinler alınır ve Marina ile Ulay, ayrılabilmek için buluşmaya çalışırlar ve yürümeye başlarlar.

Marina Abramovic & Ulay Çin Seddi Performansı
  • The Great Wall of China

Çin Seddi’nin iki ayrı tarafından 3 ay sürecek bir performans ile yola koyulurlar. 2500 km yürürler ve ortada bir yerlerde buluşup bir daha görüşmemek üzere vedalaşırlar. Aşklarının evlilik ile sonuçlanmasını isterlerken, geçmek bilmeyeceğini düşündükleri üç ay, bir anda hiç bitmesini istemedikleri bir zamana dönüşür. Geçen her gün, biten aşklarına bir gün daha yaklaştırır onları ve en sonunda Çin Seddi’nin ortasında gözyaşlarıyla ayrılığa buluşurlar; vedalaşıp ayrılırlar.

  • Balkan Baroque (1997)
Balkan Baroque (1997)

Balkan Baroque (1997) adlı başka bir performansında Marina, Balkan devletlerinde devam eden, savaşın acımasızlığını anlatmak için, sahneye yığılan 2500 adet parçalanmış haldeki kanlı inek kemiğini, yıkamaya çalışır. Asla çıkmayan kan lekesinin ve günler sonra yayılmaya başlayan kan kokusunun savaşın ta kendisi olduğunu ve izlerinin asla silinmeyeceğini anlatır performansında ve konuşmasında.

Konuşmanın ilerleyen kısmında Marina, 2010 yılında New York’ta başlayan “The Artist is Present” performansını anlatmaya başlar. Bir sanat galerisinde, önünde bir masa ve karşısında boş bir sandalyede üç ay boyunca, günde ortalama 6 saat oturur. Performansını izlemek için galeriye gelen ve boş sandalyeye oturan insanları izler. İnsanlarda onu izler; inceler ve gözler konuşur.

Marina, hiç tanımadığınız bir insanın gözlerinin içine bakarak, bir sürü şeyi öğrenebilirsiniz der. Bu insanlar sadece kendileriyle baş başadır ve kaçacak hiçbir yerleri yoktur. Yalnız kendilerine sığınmak zorundadırlar ve tüm koruyucu maskeler ortadan kaybolur. Savunmasız ve korunaksız insanlar kalır diye devam eder.

  • The Artist is Present

Performansın en duygusal ve etkileyici yerini Ted konuşmasında atlar, anlatmaz Marina. 736 saat süren performansın en can alıcı yerinde, gözleri kapalı halde, sandalyeye oturacak yeni kişiyi beklerken; seyircilerin arasından çıkan Ulay sessizce sandalyeye oturur. Her şeyden habersiz gözlerini açan Marina, karşısında 22 yıl sonra gördüğü Ulay’a sadece gözyaşlarıyla bakabilir. Hiç konuşmadan öylece birbirlerine bakarak iletişim kurarlar ve hiç konuşmadan, birbirini hissetmenin ne kadar da mümkün olduğunu herkese anlatırlar. Elleri masanın üzerinde birleşen eski iki aşık, bir kaç dakika sonra belkide bir daha hiç görüşmemek üzere ayrılır.

Ted Konuşmasının ortalarında bir yerde, performans sanatında her şey meteryaldir, objedir ve gerçektir der. İçinde hislerin geçtiği en gerçek sanat çeşitlerinden birisi olduğu düşüncesini açıklar Marina.

Marina Abramoviç günümüzde hala performanslar düzenlemektedir. Performanslarında kullandığı domuz kanı, sperm, anne sütü gibi bir çok materyal nedeniyle gittiği ülkelerde protesto edilmektedir. Sanat ne kadar hoşumuza gitmese de muhalif olmayı, düzenden yana olmamayı, ve farklı bakış açılarını gerektirir….

An Art Made of Trust, Vulnerability and Connection ; Marina Abramovic

Marina Abramovıc
Marina & Ulay

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin.

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti.

Duygu Balcı
Duygu Balcı
“Yolculuklar düşüncelere gebedir. Hareket eden bir uçak, gemi ya da tren kadar bizi kendimizle konuşmaya sevk eden pek az şey vardır. Önümüzdeki manzarayla aklımızda gelip giden düşünceler arasında garip bir bağlantı vardır.: geniş düşünceler geniş manzaralara yeni düşünceler yeni mekanlara ihtiyaç duyar.” Alain de Botton / Seyahat Sanatı Daha fazlası için tıklayın.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin.

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti.