Daha Çok Gezsek | Yurt DışıGezi YazılarıParis

Paris Bölgelere Göre Görülmesi Gereken Yerler

Hazır mısın okuyucu? Seni baştan uyarmak isterim bu yazı dünyanın en güzel şehirlerinden birini anlatıyor. Her köşesinde bilinmeyen ayrı bir güzellik var. Ve sen kalkmış taaaa Paris’e kadar gitmişken buraları görmelisin. Eeee şehir çok büyük ben de en düzgün şekliyle anlatmaya çalıştım. Haliyle yazı uzun oldu. Şimdi kalk bir çay koy kendine….. Sonra da keyifle okumaya koyul.

Dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olan Paris’i görmeye ve tanımaya karar verirseniz eğer; en az 5 gününüzü dolu dolu bu şehirde geçirmeniz gerekecek. Öyle Benelux turlarına falanda kanmayın sakın; bir otobüsün tepesinde panoramik şehir turuyla kesinlikle gezilecek gibi bir şehir değil burası. Ben Paris Gezimizi planlarken günler öncesinden not tutmaya ve gezi yazılarını okumaya başladım. Okuduğum onca gezi blogu arasında bir kaç tanesi dışında gerçekten şehrin ulaşım planına göre yazılmış bir rehber bulamadım. Mesela okuduğum yazılarda ki ilk gezilecek yer şehrin doğusundayken, ikinci gezilecek yer şehrin batısında çıkıveriyordu.

Oysa PARİS gibi çok büyük şehirlerde zaman ve ekonomi bizim gibi sırt çantalı gezginler için planlanması gereken en önemli iki madde. Gittiğiniz bir yönde gezilecek tüm yerleri aynı gün içinde gezebilmeniz gerçekten hem zaman, hem de nakit olarak size kar kalıyor. İşte bunun için size şehrin bölgelerine göre planlanmış, birbirine yakın yerlerin alt alta sıralandığı gerçek bir Bölgelere göre Paris gezi rehberi hazırladım. Benim verdiğim haritanın başlangıç noktasını siz isterseniz otelinizin konumuna göre değiştirebilirsiniz.

Paris: genel olarak 14 ayrı bölgeden oluşuyor. Gezi planınıza başlamadan önce nehir turu ve nehir ulaşım seçeneğini mutlaka değerlendirmelisiniz.

  • Seıne Nehri Ve Kanal Gezileri

Eşsiz hikayelere sahip bu kente güzellik katan bence en değerli şey, ortasından salınarak nazlı nazlı akan Seine Nehri. Nehir turistler için bir gezi güzergahı olduğu kadar Fransızlar için de çok önemli bir ulaşım kaynağı. Ana nehir teknesi hattı BATOBUS nehir servisleridir. Bunlar 8 ana güzergahtan inilip binilebilen 1,2 ve 5 günlük pasolar kullanabileceğiniz teknelerdir. Bindiğiniz duraktan sonra istediğiniz durakta inip, şehrin o bölgesini gezip sonra bir sonraki başka bir duraktan tekneye tekrar binebilirsiniz. Bu şekilde şehri daha kolay ve daha hızlı gezebilirsiniz. Biz bu alternatifin döneceğimiz zaman farkına vardık ve kullanmadığımız için çok pişman olduk. 20 dakikada bir kalkan bu tekneler sabah 10;00 dan akşam 21;30’a kadar çalışmaktadır. Firma hakkında güncel bilet fiyatları ve iskele noktaları hakkında detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Bunun dışında şehrin en çok bilinen ve tercih edilen nehir turu firması BATEAUX MOUCHES SEINE CRUISE tekneleridir. Gündüz turları ortalama 1sa 10 dk sürmektedir , Akşam yemekli turlar da 2 saat 15 dk civarı sürmektedir. Genel olarak 12 yaş altı çocuklardan yarı fiyat talep edilmektedir. iskele noktaları hakkında detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

PARİS GEZİLECEK YERLER I. BÖLGE

   İle de la Cite ve St – Louis (Seine Nehri Üzerindeki Küçük Ada)

Bu bölge Paris’te her turistin ziyaret ettiği ve Paris tarihinin başlangıcı sayılan kısımdır. Savunulması ve korunması kolay olduğu için yerleşimin ilk başladığı alan işte bu küçük ada ve çevresiymiş. Bu bölgeye ulaşmak için 4 nolu mor hat üzerinde ki Cite metro durağında inmeniz gerekiyor. Hat üzerinde ki Cite metro durağında inmeniz gerekiyor.

·  Notre- Dame Katedrali

Gotik Mimarinin en göz alıcı örneklerinden birisi olan bu katedral; heybetli kuleleri, iç dekoru ve üzerindeki hayvan heykelleriyle eşi benzeri olmayan özelliklere sahip gotik bir şaheserdir. Yaklaşık 850 yıllık bir tarihe sahip bu katedrali gördüğümüzde biz gerçekten çarpıldık. İnsanın hangi detayına bakacağını bilemeden anlamsızca algılamaya ve kavramaya çalıştığı böyle bir yapı milyonlarca turistin ziyaret edişinin fazlasıyla hakkını verecek güzellikte. Kralların taç giyme törenlerinin yapıldığı bu katedralde bir çok ünlü heykeltıraş ve ressamın sanat eserleri bulunmaktadır. İçerinin ambiyansı ve verilmek istenen ilahi kudretin gücünü gözlerinizle rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. 387 basamak çıkarak şehrin manzarasını heykellerin yanından izlemek oldukça değişik bir deneyim yaratıyor insanda. 4 NOLU MOR METRO hattı ile Cite durağında inerek buraya kolaylıkla ulaşabilirsiniz. İçeri gireceğiniz giriş kısmı katedralin Batı cephesidir ve en önemli detaylara sahip kısmıdır. 19. yy başlarında Katedral bakımsızlıktan yıktırılacak hale dönüşmüş, bu dönemde Fransa’nın ünlü yazarı Vıctor Hugo katedralde geçen Notre Dame’ın Kamburu adlı bir kitap yazıp halkın ilgisini katedrale çekmiş ve katedral eski şaşalı günlerine geri dönmüş. 

2019 yılında çıkan yangında şapelin çatısı ve büyük çoğunluğu yandı. Tadilatın 2024 yılına kadar süreceği tahmin ediliyor.

Yazıyı okurken, biraz müzik dinlemek hoşunuza gider diye düşündüm 🙂

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=-XB7aftz6zY&w=640&h=360]

·  Sainte Chapelle (ST. ŞAPELİ)

Cennete Açılan Kapı anlamına gelen bu şapel, benim şimdiye kadar gördüğüm mimari yapılar arasında en büyüleyici olanlardan ve bence mutlaka hemde mutlaka görülmesi gerekenlerden bir tanesi. İsa Peygamberin dikenli tacını saklayabilmek için, IX. Louis tarafından 1248

yılında yaptırılan bu şapelin pencereleri, binlerce küçük parçadan oluşan renkli camların bir araya getirdiği hikayelerle bezeli. İki kattan oluşan bu şapelin alt katı soylu olmayan halk ve kraliyet hizmetlileri üst kat ise kraliyet ailesi ve soylu olanların dua edebilmesi için tasarlanmış. Şapelin ön cephesinde göreceğiniz devasa büyüklükteki Gül pencerede kıyametin öyküsü 86 küçük parça vitrayın bir araya getirilmesiyle resmedilmiş. 86 küçük parça vitrayın her biri ayrı bir resimdir. Ve her resim farklı renkli camla detaylandırılmış.

Şapelin üst katına çıktığınızda 15 adet büyüleyici pencereyle karşılaşacaksınız. Bu pencereler incili okumayı bilmeyenlerin Eski ve Yeni Ahitte anlatılan hikayeleri resimlere bakarak anlamaları için betimlenmiştir. Her bir camda bir hikaye anlatılır.

1)Tekvin  2)Çıkış 3)Sayılar 4)Tesniye:Yeşu 5)Hakimler 6)İşaya Peygamber ve asası 7)Havari Aziz Yuhanna ve İsa peygamberin çocukluğu 8)İsanın Çilesi 9)Vaftizci Yahya veDaniel’in öyküsü 10)Hezekiel Peygamber 11) Yeremya Peygamber 12)Judith ve Eyub 13)Ester 14)Kralların Kitabı 15)Kutsal Emanetler 16) Merkezde bulunan büyük yuvarlak Gülpencere Kıyamet

İçeri girdiğinizde solunuzdaki ilk pencere bir numaralı olan bu şekilde diğer camları takip edebilirsiniz. Bu pencerelerin içinde en önemlisi ve ilgi çekeni tam karşınızda ki 8 nolu olan İsa’nın Çilesi penceresidir. İsa’nın havarileriyle beraber yediği Son Yemek anı resmedilmiştir.

Ayrıca üst şapelin on iki tane olan sütununu havari heykelleri süslemektedir. Orta çağ Ağaç Oymacılığının en iyi örnekleri arasında bulunan bu heykeller oldukça etkileyici bir gerçekliğe sahiptir.

·  Palaıs De Justıce (Adalet Sarayı)

Sainte Şapelin hemen arka bitişiğinde bulunan bu binalar kompleksi Fransa yargı mahkemelerine ev sahipliği yapmaktadır. Önünde bulunan oldukça büyük heykel ve rölyefler gerçekten çok etkileyicidir. Sainte şapelin çıkışı bu binanın ön kısmını görmenizi sağlayacak.

· Concıergerıe (Hapishane)

Kralın malikanesinin sorumlusu olan kişinin (concıerge) yönetimi altında ki bu bina devrim sonrasında ürkütücü bir hapishaneye dönüştürülmüştür. Palais de Justice binasının arka kısmında kalmaktadır. Fransa’nın en meşhur ve ünü dünyaya nam salmış kraliçesi olan Marie Antoinette’in ve bir çok krallık yanlısının mahkum edildiği hapishanedir.

PARİS GEZİLECEK YERLER 2. BÖLGE: MARAIS

Bataklık anlamına gelen Marais bölgesi ihtişamlı malikaneler, tasarım yapan butikler sanat galerileri ve ünlü müzelerle doludur. Paris metro haritasına baktığınızda Notre -Dame’ın olduğu bölgenin yani nehrin hafif sağ ve üst tarafında kalan kısmıdır. Hotel de Vılle metro durağında inerek bu bölgeyi gezebilirsiniz. Yada Notre -Dame gezinizi bitirip bu bölgeye yürüyerek kolaylıkla geçebilirsiniz.

· Hotel De Vılle (Paris Belediye Sarayı)

Binanın adı sizi yanıltmasın lütfen burası aslında bir otel değil. Benimde önce anlam veremediğim sonra okuya okuya çözdüğüm bu durumu şu şekilde anlatayım. Fransızlar Hotel kelimesini otel olarak değilde konut, ev ya da malikane gibi kullanıyorlar. Burası 17.yy da yanan binanın yerine 19. yy da yeniden yapılan Paris şehrinin meşhur Belediye Sarayıymış. Binanın dış cephesi gerçekten mükemmele yakın bir taş işçiliğiyle Neo -Rönesans kurallarına sadık kalınarak yapılmış detaylara ve kulelere sahiptir. Bu binayı biz gündüz gördük ama en çok gece ışıklandırılmış halinin etkileyici olduğu söyleniyor. Önünde ki küçük havuzları ve çeşmeleri ile oldukça göz dolduran görüntülere sahipmiş. Binanın içi gerçekten sarayları aratmayacak bir dekora sahip olan bu bina ne yazık ki ziyarete açık değil. Hotel de Ville metro durağında inerek burayı gezebilirsiniz.

· Vıctor Hugo Evi-Sanat Galerisi (Maıson de Vıctor Hugo)

Fransa’nın ünlü roman ve şiir yazarı Victor Hugo’nun 1832 ile 1848 yılları arasında bir otelin ikinci katında yaşadığı yer, müze ve sergi alanı olarak düzenlenmiş. Yazarın Sefiller adlı ünlü romanının büyük bir kısmını burada yazdığı bilinmekteymiş. 5, 8 ya da 1 nolu metro hatlarına binip Bastille metro durağında inerek buraya kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

· Pıcasso Müzesi

1881 ve 1973 yılına kadar hayatının büyük bir bölümünü Paris’te geçiren ressam Picasso’nun geniş bir koleksiyona sahip olan müzesi Picasso’nun yaşamına ait bir çok esere ev sahipliği yapmaktadır. Müzede resimler dışında Picasso’ya ait olan heykeller, seramikler, gravürler ve eskizler sergilenmektedir.

PARİS GEZİLECEK YERLER 3. BÖLGE : BEAUBOURG VE LAS HALLES

Bu bölge Paris’te biraz daha uygun fiyatlı mağazaların, pazarların, barların ve cafelerin yoğun olarak bulunduğu bir bölgedir. Daha çok gençler ve öğrencilerin bulunduğu bu kısımda biz çok fazla gezemedik.

Bölgenin en önemli görülecek ve gezilecek yerleri : Forum Des Halles Alışveriş Merkezi ve Centre Pompidou adlı Paris’in en kapsamlı Modern Sanatlar Müzesidir. Müzeyle ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için lütfen linki ziyaret ediniz. Paris’te gezdiğimiz onca müzeden sonra buraya ne yazık ki vakit ayıramadık ama öğrendiğimiz kadarıyla Paris’te Louvre Müze’sinden sonra en çok ziyaret edilen ikinci müzeymiş. Bu müzenin diğer bir özelliği ise çok büyük ve kapsamlı bir kütüphane hizmeti de sağlamasıymış. Hotel de Ville metro istasyonundan sonra ki; 11 no lu hat üzerinde Rambuteau istasyonunda inerek ulaşabilirsiniz. 2. bölgeden yürüyerek de kolaylıkla bu kısma ulaşabilirsiniz.

PARİS GEZİLECEK YERLER 4.BÖLGE:

QUARTIER TUILERIES

Bu bölge Paris’e gelen her turistin mutlaka yolunun düştüğü Concorde Meydanı ile Louvre Müzesi arasında kalan kısımdır. Biz bir günümüzü Louvre müzesini, yarım günümüzü de geri kalan yerleri gezecek şekilde planladık. Ayrıca Paris’in en gösterişli iki alışveriş caddesi olan Rue De Rivoli ve Rue St-Honore bu bölgeden geçmektedir.

·  Louvre Müzesi

Benim gibi gezmeyi ve müzeleri seven her ölümlünün, aklını yerle bir edecek ve ayaklarını yerden kesecek; eşsiz bir deneyim halidir; Louvre Müzesi. Ben sırf bu müzeyi gerçekten gezebilmek ve koleksiyonlar hakkında çok şey öğrenebilmek için Louvre Müzesine dair sayfalarca Türkçe ve İngilizce yazı okudum. Bunca şeyden sonra sonuç sabahın dokuzunda girip, akşamın altısında görevli tarafından kovularak çıkarılmak oldu.

1190 yılında Kral Philippe Auguste, Paris’i Viking akınlarına karşı koruyabilsin diye bir kale yapılmasını emreder. Bunu takip eden 400 yıl içerisinde her gelen kral kaleye başka bir bölüm ekler ve ortaya bu muhteşem güzellikte yapı çıkar. Paris Gezilecek Yerler listesinde en üst sıralarda yer alan bu yapıda 380.000’den fazla obje ve 35.000’den fazla  sanat eseri bulunmaktadır.

Pazartesi, Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri sabah 09;00’dan akşam 18;00’a kadar; Çarşamba ve Cuma günleri sabah 09;00’dan akşam 21;45’e kadar açık. Salı günleri kapalı. Her ayın ilk Pazar günü müzeye giriş ücretsiz. 1 no’lu sarı hat ve 7 no’lu pembe hat üzerinde ki Palais Royal Musee du Louvre metro durağında inerek ulaşabilirsiniz. Önde ki Cam Piramidin altında bulunan ana giriş diğer bilet gişelerine göre daha hızlı ilerliyor ya da bilet almak için otomatik bilet makinelerini kullanabilirsiniz. Dört kattan oluşan sergi alanları sekiz ayrı bölümden oluşmaktadır. Resmi internet sayfası ve güncel bilet fiyatları için lütfen tıklayınız.

Müzenin alt katında Carrousel du Louvre adlı alışveriş merkezi bulunuyor. Müzeyi gezdikten sonra, soluklanmak ve biraz modern hayata geri dönmek isterseniz mutlaka yerin altında ki Louvre’a da uğramalısınız.

· Jardin Des Tuılerıes (Tuılerıes Bahçeleri)

Louvre Müzesini gezdikten hemen sonra; kendinizi çimenlerin, fıskiyeli, heykelli havuzların ve yemyeşil formel bahçelerin arasına bırakıp, soluklanmak isterseniz eğer; işte bu göz alıcı bahçeler tam size göre. Yanınızda küçük bir örtünüz, bir şarabınız ve birazda peyniriniz varsa çimenlere uzanıp, gördüğünüz muhteşem sanat eserlerini düşünmekten ve Paris’in keyfini sürmekten kimse alamaz sizi. Şehrin orta yerinde karşınıza çıkan bu cennetten köşe yaklaşık 25 hektarlık bir alanı kaplamaktadır.

Bahçeler 17 yy da kral XIV.Louis’in bahçıvanı Andre Le Notre tarafından düzenlenmiş; ve zamanla içlerine etkileyici heykeller eklenerek günümüzde ki haline ulaşmış. Adının tuileries oluşu insana lale bahçesi gibi gelse de durum pekte öyle değil. Tuileries; Fransızcada Tuile, kiremit; Tuileries, kiremitçiler anlamındaymış, Jurden Des Tuileries, Kiremitçiler Parkı/Alanı olarak adlandırılmış; çünkü bu bölge park haline dönüştürülmeden önce kiremit çıkarılan ve işlenen bir alan olarak kullanılmaktaymış. Bu meşhur bahçeleri ve içinde ki muhteşem şatoyu yaptıran kişi ölüm meleği olarak ta bilinen İtalyan soylusu, Fransa Kraliçesi Caterina de’ Medici’ymiş. Ayrıca ressam Monet’in bir çok eserini bu bahçelerden esinlenerek yaptığı söyleniyor.

· Musée de l’Orangerie (Orangerie Müzesi )

Bir zamanlar Tuileries Sarayı’nın limonserası olarak kullanılan bu bina Tuileries bahçesinin Concorde Meydanına çıkan tarafında bulunuyor ve 1927 yılından beridir müze olarak kullanılıyor. Orangerie Müzesi ana salondaki dev nilüfer tabloları ile meşhur olmuş. Claude Monet‘in bu meşhur eserleri, en büyüğü 2 metreye 17 metre, en küçüğü 2 metreye 6 metre olmak üzere; toplam da 8 adet devasa büyüklükteki tablolar topluluğundan oluşuyor ve bu tablolar iki büyük salonda sergileniyor. Aslına bakarsanız Monet Fransa Devletine bu resimleri bu binada sergilenmesi koşuluyla hediye ediyor. Oval salonun bir yanından başlayan tablo öbür yanda bitiyor ve salonun ortasında durduğunuzda 360 derece panoramik bir nilüfer çiçeği manzarası izleme şansınız oluyor. Sabah 09;00’dan 18;00’a kadar açık olan müze salı günleri kapalı. Her ayın ilk Pazar günü müzeyi ücretsiz gezebilirsiniz. Güncel fiyat bilgisi ve detaylı müze rehberi için lütfen tıklayınız.

Bahçelerin bir yanı Seine Neihrine bakıyor tam paralelinde ki cadde Rue de Rivoli caddesi. Paris’in en gözde alışveriş caddelerinden birisi. Özellikle erkek giyim markalarının olduğu bu kısma görmeden geçmek istemezsiniz belki benden uyarması…

· Palace de la Concorde (Concorde Meydanı) 

Paris’in en büyüleyici meydanlarından birisi olan bu alan gerçekten oldukça ihtişamlı ve tarihten bir an gibi duruyor karşımızda. Tüm tarihi gelişmeler isyanlar, devrimler ve kutlamalar işte bu meydanda Paris halkının gözleri önünde olmuş. iki buçuk yıl içinde 1200 kişiye yakın insan burada idam edilmiş.

Fransa’nın en meşhuru, tarihe adını altın harflerle geçiren kraliçesi Marie Antoinette’den tutunda, XVI. Louise kadar aklınıza kim gelirse bu güzel meydanda Paris’i izleyerek can vermiş. Bir an kendinizi Mısır’da ya da Sultanahmet meydanında hissetmeniz, ortada bulunan ve Luksor’dan getirilen 3200 yıllık meşhur dikili taştandır. Meydanda ayrıca bakmaya kıyamayacağınız iki çeşme ve Fransız kentlerini simgeleyen 8 heykel bulunmaktadır. Şanzelize caddesinin başlangıcı sayılan bu meydan da La Grande Roue adındaki Paris’in her yerinden görülebilen büyük dönme dolap bulunmaktadır. Gece ışıklandırılmış hali gerçekten büyüleyici görünmektedir.

PARİS GEZİLECEK YERLER 5. BÖLGE: ST.GERMAIN DESPRES

İstanbul’un Cihangir’ini bilenler bilir; işte, Paris’in de entel dantel kesimi bu yakada. Fiyakalı cafeler, pahallı mekanlar, yayınevleri, ve bir çok restoran bu renkli bölgede bulunuyor. Paris’e gidip şehrin meşhur cafelerin de bir kahve içip şehrin havasını solumadan dönmeyin sakın. St. Germain’e ulaşmak için 4 nolu fuşya metro hattı üzerinde ki St. Germain Des Pres durağında inmelisiniz. Ayrıca bu bölgeye gelmişken Paris gezilecek yerler rehberimizde gezmeniz gereken en önemli müze olan Orsay Müze’sini de listenize eklemeyi unutmayın sakın.

·   Musee d’orsay (Orsay Müzesi)

Paris’in bir diğer efsanevi müzesi Orsay Müzesidir. Sein Nehri’nin kıyısında göreceğiniz camlı ve oldukça ihtişamlı bu yapı Paris şehrinin tren garı olarak kullanılmaktaymış. Özellikle Empresyonizim sevdalıları için bir okul gibidir. Camille Pissarro, Édouard Manet, Alfred Sisley, Claude Monet , Edgar Degas , Paul Cézanne, Berthe Morisot, Frédéric Bazille, Pierre-Auguste Renoir ve Gustave Caillebotte,Vincent Van Gogh, Paul Gauguin, Henri de Toulouse-Lautrec, Henri Rousseau, Pierre Bonnard, Édouard Vuillard, Félix Vallotton, Tissot, Breton, Ingres, Gerome, Delacroix, Millet, Munch, Derain, Kilimt, Mondrian, Whistler, Bouguereau ve Courbet gibi bir çok sanatçının eserini görebilirsiniz. Müze üç kat sergi alanından oluşmaktadır. Zemin katta 19.yy ortalarından sonlarına kadar olan eserler, orta katta özellikle Art Nouveau eserler, üçüncü katta da Empresyonist ve Neo Empresyonist resimler sergilenir. Müze hakkında güncel ve detaylı bilgi için linki ziyaret edebilirsiniz.

·  St. Germain bölgesinde mutlaka görülmesi gereken meşhur cafeler

  • CAFE DE FLORE: 1887 yılında açılarak, Art Deco bir mimariyle dekore edilen bu cafede Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir ‘un Varoluşçuluk felsefesine ait tüm detayları bu cafede geliştirdikleri anlatılıyor. Paris’in en ünlü edebiyatçılarından tutun da, bir çok sinema oyuncusu ve yönetmenin en uğrak buluşma noktalarından birisi olmuş bu kafe. Güncel menü ve tarihçesi hakkında detaylı bilgi için linki ziyaret edebilirsiniz.
  • LES DEUX MAGOTS:Kendine has tarzıyla edebiyatçıların ve entellektüel kesimin en uğrak buluşma noktalarından biriside işte bu cafedir. kafenin popüler olmasının en önemli nedeni Hemingway’in bu cafeye gelmesiymiş. Ne acayip bir adı varmış diye sizde benim gibi merak ederseniz içeride dekorasyon olarak bulunan sütunun iki yanında asılı duran Çinli ahşap tüccar heykelinden (magot) alıyormuş. Menülerin güncel fiyatları ve detaylı bilgi için linki ziyaret edebilirsiniz.
  • BRASSERİE LİPP : St. Germain cafelerinin arasında üçüncü derecede popülerliğe sahip cafe burasıdır. En çok iç dekorasyonu ve içerde ki değişik ortam etkiler insanı. Bir zamanlar Fransız politikacılarının uğrak yeri olan bu cafe günümüzde turistlerin akınına uğrayan bir buluşma noktasına dönüşmüş durumda.
  • LE PROCOPE: Taihte kahve satan ilk dükkan olduğunu iddia eden bu cafe 1686 yılında açılmış. Dönemin edebiyat sanat ve politik kimliklerinin buluştuğu ve gündelik yaşamı konuştuğu güzel dekorasyonlu bir cafedir. Civarda ki söylentilere göre Voltaire her gün 40 bardak kahve içmek için bu mekanı kullanırmış. Galeri ve güncel fiyat bilgisi için linki ziyaret edebilirsiniz. ziyaret edebilirsiniz.

Parisliler için cafeler ve cafe kültürü oldukça önemli ve tarihte eski bir yere sahip. Sabah işe gitmeden önce her cafenin önünde sohbet eden birilerine rastlamak çok mümkün. Masanın üzerinde bir kruvasan tabağı ve bir kahveyle güne başlangıç dedikodusunu yapan şık Paris’li hanımlar ve hatta beyler iş çıkışında da kaldıkları yerden bu eyleme devam ederek yaşamın keyfine varıyor.

PARİS GEZİLECEK YERLER 6. BÖLGE:

QUERTIER LATIN

Seine Nehri ile kıyısı olan bu göz alıcı bölgede tarihi 13 yüzyıla dayanan eski evler ve Paris’in en ünlü eğitim kurumları vardır. Latin mahallesi adlı bu mahallede Latinler mi yaşıyor acaba? diye düşünmeden edemiyor insan. Oldukça uzun yıllar boyunca bu bölgede bulunan çok önemli eğitim kurumlarında kullanılan dilin Latince olmasından ve bölgenin genelinde okullar, kütüphaneler ve yayın evleri bulunmasından dolayı şehrin Latin bölümü gibi bir deyiş oluşmuş, bölgenin adı Latin Mahallesi olarak kalmıştır. St. Michel bölgesindeki cafeler ve restoranlarla bu bölge bizim gibi gelen her turistin öncelikli uğrak yerlerinden birisidir. Gündüzleri tarihi mekanlarda ve müzelerde kaybolan turistler akşam güneşini bu civarda ki cafelerde batırarak şehrin tadını çıkarır. 4 nolu mor metro hattında St. Mıchel durağında inerek bölgeyi gezebilirsiniz.

·   Musee De Cluny (Cluny Müzesi)

Bölgenin en eski ve tarihi yapılarından birisi işte bu Cluny Müzesi. 1500 yılında Cluny Başrahibi Jacques d’Amboise döneminde yapılan bu yapı rahibin ikametgahı olarak tasarlanıp dekore edilmiştir. Ortaçağ Sanat eserlerinin sergilendiği, dünyanın en iyi müzelerinin arasında yer almaktadır. Zemin katta Galya Roma harabeleri , orta katta Orta çağ Malikanesi ve üst katta 19. ve 20 . yy eserleri sergilenmektedir. Mekanda sergilenen koleksiyonlar kadar, gotik tarzda ki mimarisiyle de müze oldukça etkileyicidir.

·  La Sorbonne ( Sorbone Üniversitesi)

Hakkında pek bir şey bilmediğimiz ama saygınlığı ve eğitim anlayışının iyi bir vizyonla beynimize bir şekilde kazındığı kutsal bir eğitim kurumudur Sorbonne Üniversitesi. 1253 yılında 16 yoksul öğrencinin teoloji eğitimi görmesi için kurulmuş Paris’in ilk üniversitesidir. İleri ki dönemlerde gerçek bir üniversiteye dönüştüğünde getirilen matbaa makineleriyle Paris’in ilk matbaası kurulmuş. Özellikle hukuk, edebiyat, tarih ve sosyal bilimler alanlarında tüm dünya üniversiteleri arasında oldukça saygın bir yere sahiptir. Hani bizde çocuğun göbek kordonunu gömme geleneği vardır ya; işte bu okul bence en ideali 🙂 benden hatırlatması.

·  Pantheon

1764 yılında yapılmaya başlanmış ve 1790 yılında yapımı tamamlanmış Neo – Klasik tarzda tasarlanan bir kilisedir Pantheon. Biz içinde gezerken binanın mimarik özelliklerinden oldukça etkilendik. Diğer tarihi yapılara göre iç detayları gerçekten çok farklı gözüküyor. Renklerin donukluğu ve oldukça soğuk görüntüsünün yanında tek düze bir sadeliğe ve mükemmelliğe sahip. Bizim ziyaretimiz sırasında ünlü, Fransız Sokak Sanatçısı JR tarafından tavanlara yerleştirilen çalışmalar kubbenin içinde oldukça şaşırtıcı şekilde duruyordu. Yüksek ve derin kubbenin içine yerleştirilen fotoğrafta 15- 20 kişi tavandan aşağıya bakıyor ve bizi izliyordu. Devrim sırasında Fransız düşünür ve büyüklerinin mezarlarının konulduğu bir Pantheona çevrilen bu kilisede (Voltaire, Alexandre Dumas, Jean Jacques Rousseau, Emile Zola ve Vıctor Hugo) gibi bir çok ünlünün mezarını görebilirsiniz.

·  Shakespeare & Company (Paris’in En Ünlü Kitapçısı)

Turistler için gerçek bir cazibe merkezi haline dönüşen bu kitapçı Fransa’nın en popüler kitabevi olarak biliniyor. Markanın başlangıç yılı 1919’lara dayanan bu kitabevi, tarihi kadar iç dekorasyonuyla da oldukça etkileyici bir görüntüye sahip. Bizim gezerken oldukça keyif aldığımız bu kitapçıda genel olarak İngilizce yayınlar bulunuyor. Ayrıca aldığınız her kitaba ‘SHAKESPEARE AND COMPANY KILOMETER ZERO PARIS’ damgası basılıyor. İçeride fotoğraf çekmek yasak olduğu için linki inceleyerek biraz fikre sahip olabilirsiniz. Ernest Hemingway,   F. Scott Fitzgerald ve James Joyce gibi isimlerin müdavimi olduğu bu kitapçı özelikle Anglo-Amerikan edebiyatının Paris’teki önde gelen merkezi olmuş. Şimdiki zaman ününü ise “Before Sunset” ve “Midnight in Paris” adlı filmlerde gözükmesiyle sağlamış.

PARİS GEZİLECEK YERLER 7. BÖLGE

JARDIN DES PLANTES

17. yüzyıl başlarında Seine nehrinin kıyısına kurulan bu bölge , Kraliyet ailesinin şifalı ot bahçelerinin bulunduğu daha çok Paris’in kırsal kesimi gibidir. 19. ve 20. yüzyılda yapılan taş binalar ve yeni çağ mimarisiyle bölgenin kendine has değişik bir stili oluşmuştur. Bitki bahçesi ya da Botanik bahçe olarak tanımlayabileceğimiz Jardin Des Plantes Paris’te uğrayabileceğiniz oldukça dinlendirici bir noktadır. İçinde bir çok müze ve Paris’in halka açık en eski hayvanat bahçesi olan MANAGERİE’yi bu kompleks alan içerisinde ziyaret edebilirsiniz. Yaklaşık 20 hektar alan üzerinde kurulu bu park ve bölge hakkında detaylı bilgiye ulaşmak isterseniz linki Paris’te uğrayabileceğiniz oldukça dinlendirici bir noktadır. İçinde bir çok müze ve Paris’in halka açık en eski hayvanat bahçesi olan MANAGERİE’yi bu kompleks alan içerisinde ziyaret edebilirsiniz. Yaklaşık 20 hektar alan üzerinde kurlu bu park ve bölge hakkında detaylı bilgiye ulaşmak isterseniz linki ziyaret edebilirsiniz.

5 numaralı kırmızı hat üzerinde bulunan Gare d’ Austerlitz metro durağında inerek bölgeye ulaşabilirsiniz. Ayrıca Paris’te ki Müslüman kesimin, en önemli buluşma yeri olan; MOSQUEE DE PARIS (PARİS CAMİSİ) bu bölgededir. Her kubbesi farklı ve değişik bir üslupla süslenen bu caminin minaresi yaklaşık 33 metredir. Dinsel ve ticari olarak kompleks bir yapı olan bu alandaki binalar İspanyol Mağribi diye adlandırılan Endülüs Mimarisi şeklinde tasarlanmış.

PARİSGEZİLECEK YERLER 8.BÖLGE:

QUARTIER LUXEMBOURG

Paris deyince insanın aklına gelen onca şeyin yanında nedense beni bu şehirde en çok etkileyen şey göz alabildiğine uzanan o yemyeşil bahçeler ve o bahçelerde keyif yapan insanlardı. İşte bunların içinde benim için en güzeli Jardin du Luxembourg bahçesiydi.

·   Jardın Du Luxembourg  (Lüksemburg Bahçesi)

Paris’in kalbinde şehrin nefes aldığı ve hatta nefes verdiği bir bahçedir burası. Zarafeti elden bırakmayan sekizgen havuzu, formel kesimli bahçeleri ve koca gövdeli ağaçlarıyla huzurunuza huzur katar. İçinde bulunan Palais du Luxembourg (Lüksemburg Sarayı) günümüzde Fransız Senatosunun çalışmalarını sürdürdüğü bir merkezdir. Normalde ziyarete kapalı olan bu sarayın içi okuduğum kadarıyla oldukça gösterişli ve güzelmiş. Havuza doğru indiğiniz yerin ilerisinden sağ kısma dönünce Fontaine de Medicis( Medici Çeşmesini) göreceksiniz. Marie de Medici 1573 / 1642 yılları arasında Fransa’ya kraliçe olarak gelin gelen ünlü İtalyan Medici ailesinin kızıdır. Fransa’da kendi italyan zevkine göre yaptırdığı bir çok mimari yapı göz alıcı güzelliklere sahiptir.

·  St. Sulpice Kilisesi

Da Vinci’nin şifresi kitabında adı geçen ilk kilise burasıdır. Bu büyük ve görkemli kilisenin 1646 yılında başlayan yapım çalışmaları yaklaşık 100 yıl boyunca devam etmiş. Kitapta bahsi geçen ‘Gül Çizgisi’ kilisenin içinde gerçekten yerde boylu boyunca uzanan bir çizgi olarak karşımıza çıkıyor. Hristiyanlar için çok büyük bir öneme sahip olan Torino Kefeni’nin bir replikası burada sergileniyor. Hz. İsa çarmıha gerildikten sonra aşağıya indirildiğinde keten bir kumaşa sarılmış ve bu kumaşın üzerinde yüzünün silueti çıkmış. İşte kutsal sayılan bu kumaşa Torino Kefeni deniliyormuş. Kilisenin önemli bir kaç özelliğinden bir diğeri de, iki adet kulesinin görüntüsünün birbirinden farklı oluşuymuş. Paris’te Notre Dame’den sonra ikinci en büyük kilisedir ve içinde bir de Güneş Saati bulunmaktadır.

PARİS GEZİLECEK YERLER 9.BÖLGE

MONTPARNASSE

2. Dünya savaşına kadar Paris’in sanat ve edebiyat merkezi olarak kullanılan bu bölge; savaş sonrasında yerini modern bir dünyaya bırakmış. Bir çok sanat galerisinin yıkılmasıyla beraber Paris’in en yüksek ve modern binası olan Tour Montparnesse’nin(Montparnesse Kulesi) yapımına başlanmış ve bu bölge yeni bir ticaret merkezine dönüşmüş. Paris halkı binanın çok yüksek ve şehrin ortasında olmasından dolayı binaya karşı oldukça tepki göstermiş. Paris’e gelen tüm turistler şehir manzarasına bakmak için Eiffel Kulesi’ni tercih ediyor; aslına bakarsanız şehrin en iyi manzarasına sahip ve Eiffel Kulesi’ni de kadrajınıza katarak eşsiz fotoğraflar çekeceğiniz yer işte bu bina. Hele bir de fotoğraf çekmeye ayrı bir merakınız varsa; bu binaya çıkıp manzarayı görmeyi, notlarınızın bir köşesine mutlaka yazmalısınız. Her güzel şeyin bir bedeli olduğu gibi binaya çıkmanın da 15 euro gibi bir bedeli var. Binanın alışveriş merkezi giriş kısmı ve seyir terası giriş kısmı ayrı yerlerden.

Biletinizi aldıktan sonra hızlı bir asansörle kulaklarınız uğuldayarak 56. kata çıkıyorsunuz. 56. katta 360 derece adlı cafede birer kahve içip manzaranın keyfine varabilirsiniz. Fotoğraf çekmek için gidecekler tabi ki mavi saatleri kaçırmasın. 56. kata çıktıktan sonra merdivenle 59. kata Seyir Terasının olduğu asıl bölüme çıkmanız gerekiyor. Güzel fotoğraflar çekmek için benim size tavsiyem yazın 19;30 civarı yukarıya çıkmış olmanız. Çünkü terasın çoğu yeri camla kaplı ve cam olmadan fotoğraf çekilecek yerler oldukça kısıtlı bu yüzden tripodunu alıp gelen onlarca kişinin arasında kendinize fotoğraf çekmek için iyi bir yer bulamayabilirsiniz.

Akşam sekiz buçuğa doğru Eiffel Kulesi’nin pırıltılı ışıkları yanmaya başlayınca ve gün batımıyla beraber ortalıkta kızıl mavi bir renk olunca; şehir bir başka güzel görünüyor insanın gözüne. Yukarıya gelen bir çok kişi yanında bir piknik örtüsü ve şarap getirmişti. Ben nasıl oldu da akıl edemedim diye kendime oldukça kızdım. Doğum gününü şampanya eşliğinde terasta ki o muhteşem manzara eşiliğinde kutlayandan tutun da aşkını ölümsüzleştiren çiftlere kadar bir çok kişi vardı. Ben öyle ucuza kaçmam şampanyamı yukarıda servisle içmek isterim derseniz de eğer, muhteşem bir şampanya barı en tepe de sizi bekliyor olacak. Oldukça şık koltuklarda, oldukça kaliteli bir servis eşliğinde buz gibi şampanyayla eminim şehrin keyfi bir başka güzel oluyordur. 🙂

Güncel fiyat bilgisi ve bina hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için linki ziyaret edebilirsiniz.

·  Cımetıere Dumontparnasse (Montrparnasse  Mezarlığı)

Paris’te mezarlık gezmek sanat galerisi gezmekle eş değer bir durum. Mezarlıklar o kadar düzenli ve öyle güzel heykellerle kaplı ki, verilen bunca değeri görüp huzurla ölebilirim diyor insan. Mezarlığın tam merkezinde büyük ve uzun bir sütun üzerinde Horace Daillion’un EBEDİ UYKU MELEĞİ adlı bronz heykeli var. Bu taraflardaysanız ve vaktiniz de varsa eğer Fransız bir çok ünlünün mezarının bulunduğu, bu mezarlığa mutlaka uğramanızı öneririm.

PARİS GEZİLECEK YERLER 10. BÖLÜM: INVALIDES VE EIFFEL KULESİ

Paris’in en gözde ve zengin semtlerinden birisi olan bu bölge mutlaka uğrayacağınız Eiffel Kule’sinin olduğu bölge.

·  Eiffel Kulesi

https://dahacokgezsek.com/wp-content/uploads/2018/04/paris-eifel-300x206.jpg

Neredeyse her turistin Paris’e gelip de en çok görmeyi istediği yer, elbette ki bu devasa büyüklükteki kuledir. Benim görmeden önce Eiffel Kulesine dair, nedense oldukça çok ön yargım vardı. Böyle tarihi bir şehirde ve böyle eski bir mimarinin içinde bunca metal yığını oldukça kasvetli ve şehrin tüm büyüsünü yok edecek bir detaydır diye düşünüyordum. Ama durum hiçte düşündüğüm gibi olmadı. Kuleyi gördüğümde heybeti ve güzelliği karşısında çarpıldım diyebilirim.

Akşam üzeri havai fişeklerin arasında ışıklar ve pırıltılar arasında kule renklenince güzelliği karşısında şaşkına dönmemek elde değil. Her akşam şehirde bir heyecan, bir bekleyiş ve bir coşku var. Kulenin altında ki çimenlerin üzerinde, işlerinden çıkıp şaraplarını yudumlayan Paris’liler ve turistler aynı eşsiz görüntüyü dört gözle bekliyor. Kulenin pırıldayan ışıkları yanınca, önce bir uğultu duyuluyor; ardından patlayan onca flaşın içinde Eiffel Kulesi bir yıldız gibi tüm maharetini bizlere sergiliyor.

https://dahacokgezsek.com/wp-content/uploads/2018/04/eiffeldebiz-300x231.jpg

Eiffel Kulesi 1889 yılında Expo Paris Fuarı için geçici bir süreliğine Gustave Eiffel tarafından tasarlanıp, şehre yapılan bir anıtmış. Sonra halk ve gelen turistler tarafından o kadar çok ilgi görmüş ki şehrin sembolü haline dönüşüp, günümüze kadar varlığını sürdürmüş. Zirvesinde ki antenle beraber yüksekliği 324 metreymiş. Üç platformdan oluşan kulenin en üst katına mutlaka çıkmanızı öneriyorum. Güncel bilet fiyatları ve resmi internet sayfası için linki ziyaret edebilirsiniz.

·  Invalıdes (Fransız Askeri Müzesi)

https://dahacokgezsek.com/wp-content/uploads/2018/04/invalides-askeri-müze-paris-300x206.jpg

Paris sokaklarında gezerken altın kubbeli ve etkileyici bir bina göreceksiniz. Önünde uzanan yemyeşil parklarda güneşin keyfini çıkaran Paris’lilerin tarihlerini borçlu oldukları bu bina Fransız Askeri Müzesi . Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart’ın mezarının da içinde bulunduğu bu görkemli bina halen Askeri Müze olarak kullanılmaktadır.17. yüzyıl Fransız mimarisini oldukça iyi tanımlayan bu bina bir başyapıt olarak tanımlanıyor.

Vaktiniz varsa bu bölgede gezmeniz gereken diğer önemli yerler :

  1. Rodin Müzesi
  2. Quai Branly Müzesi
  3. Fransa Ulusal Meclisi (Assemblee Nationale)
  4. Sainte Clotilde Kilisesi

PARİS GEZİLECEK YERLER 11.BÖLGE:

QUARTIER CHAILLOT

Eiffel Kulesi’nin önündeki köprüden karşıya geçtiğiniz bölge Paris’in Quartier Chaillot bölgesidir. Gösterişli bir çok malikanenin ve müzenin bir arada bulunduğu bu kısım Paris’in oldukça zengin ve gösterişli bölgelerinden birisidir. Paris’te en çok müzeye ev sahipliği yapan Avenue du President caddesi de işte bu bölgede bulunmaktadır. 9 numaralı metro hattı üzerinde ki Trocadero metro durağında inerek bölgeye ulaşabilirsiniz.

·  Palaıs de Chaıllot

Yazımın başında da belirttiğim gibi Eiffel Kule’sinin önündeki köprüden karşıya geçtiğiniz yerin tam karşısında dikkatinizi hemen çekecek olan saray Palais de Chaillot binasıdır. Sarayın iki yana açılan sıra sütunlu kanatları oldukça büyük ve uzaktan bile fark edilebilecek bir mimariye sahiptir. Biz ne yazık ki iç kısmını gezmeye fırsat bulamadık.

Eğer sizin vaktiniz varsa; bu hafif tepede kalan bölgeden Eiffel Kulesi ve Seine Nehri’nin harika manzaraları izleniyormuş bu nedenle ben bu kısmı gezmenizi öneririm. Neo Klasik bir mimari anlayışıyla yapılan bu binayı rölyefler ve heykeller süslüyormuş. Sarayın iki gösterişli kısmı arasında kalan kısmı Jardins du Trocadero bahçeleridir.Yaklaşık 10 hektarlık bir alanı kaplayan bu bahçelerde ışıklandırılmış muhteşem fıskiyeler ve bronz heykeller bulunmaktaymış. Bu yüzden tavsiyem mümkün olduğunca bölgeyi akşam saatlerinde gezmeniz.

·  Cıte de I’ Archıtecture (Mimarlık Müzesi)

Palais de Chaillot’un doğusunda  yer alan bu müze ( Eyfel Kulesinden karşıya geçerseniz sağda kalan taraf) Fransız mimarisinin yıllar içerisinde gösterdiği değişimini gözler önüne sermektedir. Özellikle mimari ve Fransız mimari’si ile ilgilenenlerin, mutlaka ziyaret etmesi gereken özel bir müzedir burası.

·  Natıonal de la Marıne (Denizcilik Müzesi)

Fransız denizcilik tarihinin anlatıldığı bu müzede geçmişi çok eskiye dayanan maketler, seyir defterleri, donanmaya ait bir çok malzeme ve resimler sergilenmektedir. (Eyfel Kulesinden karşıya geçtiğinizde Palais de Chaillot’un solda kalan tarafında.)

PARİS GEZİLECEK YERLER 12. BÖLGE: CHAMPS- ELYSEES

Şanzelize Caddesi’nin ve Zafer Takı’nın da içinde bulunduğu bu meşhur bölge oldukça gösterişli ve kalabalık iki bulvardan ( Champ Elysees ve Rue St. Honore) oluşmaktadır. Beş yıldızlı oteller, en gözde restoranlar ve birbirinden şık mağazalar şehrin bu can alıcı ve gözde bölgesinde yer almaktadır.

Avenue Des Champs Elysees caddesi bölgenin en gösterişli kısmıdır. Zafer törenlerinin yapıldığı ve Fransız Devriminin kutlandığı tüm sokak gösterilerine ev sahipliği yapan bu cadde Zafer Takı’na kadar devam eden caddedir.

·  Arc de Triomphe(Zefer Takı)

https://dahacokgezsek.com/wp-content/uploads/2018/04/zafer-takı-paris-300x231.jpg

1805 yılında Napoleon en büyük savaşını verirken askerlerine bir söz verir. Eve döndüğümüz zaman zafer taklarının altından geçeceksiniz. Bu söz üzerine  ülkenin sembol anıtlarından olan zafer takı yapılmaya başlanır. 1836 yılında tamamlanır ve 50 metre yüksekliğindedir. Zafer takının üzeri şehrin en iyi manzaralarını sunan gözlem platformu olarak düşünülmüş.

Üzerinde bir çok savaştan semboller ve kahramanca savaşan askerlerin heykellerinin bulunduğu bölümler bulunmaktadır. Her bir sembolün ayrı bir anlamı vardır.

·   Palaıs de I’elysee  (Elysee Sarayı)

Fransa Cumhurbaşkanının resmi evi olan bu bina; Fransa’nın yönetildiği Paris’in göbeğinde bulunan oldukça mütevazi bir saraydır. Mütevaziliğinden kastım gerçekten önüne gittiğinizde gördüğünüz Fransız bayrağı ve önünde duran bir kaç asker olmasa fark edilmeyecek haldedir. Yüksek duvarların arkasında bulunan bu sarayın iç bahçesi oldukça gösterişli ve etkileyicidir.

·   Grand Palais (Büyük Saray)

Art Nouvea üslubu ile klasik taş ön cepheyle kaplı olan bu sarayın üzeri cam kubbeler ve demir işçiliği ile inşa edilmiş. Cam çatının 4 ucunda Recipon’un uçan atlar Quadrigası bulunmaktadır. Grand Palais genellikle çağdaş sanat sergilerine ve güncel sergilere ev sahipliği yapmaktadır. Biz burayı etrafı gezerken tesadüfen gördük ve sarayın detaylarından oldukça etkilendik.

·   Petit Palais(Küçük Saray)

1900 yılında Fransa’nın sanat hayatını büyük bir sergiyle tanıtmak için inşa edilen bu saray iyon şekilli mimarisi büyük taraçası ve İnvalidesin kubbesine benzer kubbesiyle büyük saraya benzer. Pek çok empresyonist eserin bulunduğu bu sarayda Rönesans sanat eserleri mobilyalar ve mücevherler bulunur.

· Pont Alexandre III Köprüsü 

https://dahacokgezsek.com/wp-content/uploads/2018/04/pont-alexandre3-paris-300x206.jpg

Paris’i gezdikten sonra insanın en çok aklında kalan hatta bir çok filme sahne olan bu köprüler güzellikleriyle oldukça göz kamaştırıyor. Bu köprüler içerisinde en gösterişli ve her turistin mutlaka ziyaret ettiği köprü, Pont Alexandre III köprüsü. Art Nouveau üslubunda yapılmış lambalar, melekler, periler ve iki uçta bulunan kanatlı atlardan  oluşan süslemelerle  bizce Paris’in en güzel köprüsü.

PARİS GEZİLECEK YERLER 13. BÖLGE

QUARTIER OPERA

Baron Hausmann’ın 19. yyda yazdığı eseri Grand Boulevard şehrin en gözde bulvarlarından birisi için yazılmıştır. LA Medeleine Kilisesinin de içinde olduğu bu bölge eski mimarisini koruyan ve göz alıcı olmaya devam eden bir bölgedir. Milyoner insanların süper marketi olarak bilinen trüf, şampanya, havyar ve el yapımı yüzlerce çeşit çikolatasıyla Fauchon Marketi işte bu bölgededir.

·         Opera National de Paris Garnier (Paris Opera Binası)

1862 yılında inşasına başlanan bu gösterişli bina Charles Garnier tarafından tasarlanmış. Taş, bronz ve mermerin eşsiz uyumu ile klasik ve Barok mimarisinin çeşitliliği ile döşenmiştir. Kırmızı renkli kadife kumaşlı localar, altın sarısı merdivenler, melekler, büyük avizeler, şamdanlar ile içerisi inanılmaz güzellikte bir masal evi gibidir. Önünden geçerken burası ne acaba diye içeri daldığımız ve güzelliği karşısında ağzımızın açık kaldığı opera binasını  mutlaka gezmenizi öneririm.

PARİS GEZİLECEK YERLER 14.BÖLGE

MONTMARTRE

Birçoğumuzun Paris’i Amelie filminden bildiği ressamlar ve sanatçılarla dolu olan bu bölge Paris’in en çok ziyaretçi alan yerlerinden birisidir. Paris manzarasının tepeden izleneceği en iyi manzaralar bu bölgeden görülmektedir. Yukarıya doğru müthiş bir ziyaretçi akını vardı. Şehrin bir çok kısmından  beyaz bir gelin gibi görünen Sacre Coeur Kilisesi işte bu bölgededir.  Ayrıca Paris’in ünlü gece Kulüplerinden olan   Moulin Rouge da  bölgenin en turistik noktalarındandır.

·         Sacre Coeur(Sacre Coeur Bazilikası)

https://dahacokgezsek.com/wp-content/uploads/2018/04/sacre-coure-300x231.jpg

Beyaz kilise olarak da bilinen 1870 yılında yapımına başlanan oval kubbesiyle muhteşem güzellikte bir yapı. Genelde gün batımını izlemek için buraya gelen turistler Palace du Tertre meydanında bulunan sokak ressamlarına karikatürlerini yaptırıp; barlarda ve cafelerde  şaraplarını Edit Piaf eşliğinde yudumlarlar.. Eiffel Kulesinden sonra Paris’in en yüksek noktası burasıdır.

KENT MERKEZİNİN DIŞI

Zamanın burjuva kesiminin merkezden uzaklaşmak için kullandığı bir çok şato şehir merkezinden uzakta bulunuyor. Günümüzde genellikle müzeye dönüştürülen bu şatoların ve sarayların en görkemlisi bizce Versailles Sarayı. Eğer vaktiniz varsa şehir merkezinden ortalama 1 saat uzaklıkta bulunan bu sarayı gezmek için mutlaka 1 gününüzü ayırmalısınız. Sarayı gezdikten sonra muhteşem bahçelerin keyfini çıkarabilirsiniz.Giderken yanınızda mutlaka soğuk sandviç ve içecek gibi bir şeyler olsun, hatta mümkünse yere sermek göl kenarında oturmak için ince bir örtü bile olabilir.

1661 yılında XIV. Louis babasının av köşkünden yola çıkarak Avrupa’nın en büyük sarayını inşa ettirmeye başlamış. Sarayın 20.000 kişiyi aynı anda barındırabileceği söyleniyor. 1678 yılında saraya iki yeni kanat sonrasında bir şapel ve bir opera salonu eklenmiş. İçerde ki zenginliği ve şaşaayı görünce insan gözlerine inanamıyor. Dönüşte mutlaka Marie Antoinette filmini izlemek isteyeceksiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin.

Abone olduğunuz için teşekkür ederim.

Bir şeyler yanlış gitti.